Güney Azerbayca'da Nevruz Geleneği

Güney Azerbayca'da Nevruz Geleneği





Nevruz, eski İran takvimine göre yılın ilk günüdür ve güneşin Koç burcuna girdiği ilkbaharın başlangıcı sayılan bir gündür. Yılbaşının bu ilk gününe, “yeni gün” anlamında Nevruz denmiştir. Nevruz aslında, toprak altındaki canlıların uykudan uyanışları, dirilişleri, kısacası canlıların bahara merhaba demelerinin günüdür. Eski bir takvime göre yılın ve baharın ilk günü sayılan Mart’ın yirmi birine rastlayan güne Nevruz denilir.
 
Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan geniş coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara etki eden bir olayından doğduğuna inanılır. G.Azerbaycan’da da Nevruz 21 Mart’ta başlar ve kutlamalar genellikle 13 gün sürer. 

G.Azerbaycan’ın en eski geleneklerinden biri olan Nevruz Bayramı’nın yeri çok özeldir. Bu eski gelenek, G.Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde değişik şekillerde kutlanmaktadır. G.Azerbaycan halkı, kışın son günlerinde evlerinde temizliğe başlar. “Ev Dökmek” denilen temizliğin yapıldığı bu günlerde, ailenin bütün fertlerine yeni eşya ve elbiseler almak adettendir. G.Azerbaycan’da yıldönümüne kaç gün kala mercimek veya buğday ıslatılıp güzel bir tepside yeşertilir. Bu sebze, daha sonra “Nevruz Sofrası”na konulur. Eski bir geleneğe göre; Nevruz sofrasına, ‘S’ harfiyle başlayan 7 nesne konulur. Bu nesnelerin her biri hayatımızda arzu edilen bir kavramı temsil etmektedir.
 
G.Azerbaycan’da Nevruz bayramında yas tutan akraba ve tanıdıkların evlerine gidilip, erkeklere beyaz gömlek ve kadınlara renkli elbiseler götürülür. Bu elbiselerle yası olan ev sahibinin siyah elbisesi değiştirilir. Bu geleneğin ardında, aslında yılın sevinçle başlaması temennisi yatmaktadır. G.Azerbaycan’da, yılın son Perşembe günü mezarlıklara gidilip, ölenlerin ruhuna dua okunur. Yıl dönümünden bir kaç saat önce Nevruz Sofrası açılır ve içine Kuran-ı Kerim, saat, ayna, sardunya veya sümbül çiçeği, kavanozda bir balık, değişik meyveler(özellikle elma), sarmısak, sirke, tatlı, sikke(madeni para) vb. malzemeler konulur. Sonunda yılbaşı vakti gelir ve evdeki herkes sofranın başında oturur.
 
Her yıl değişik saatlerde gerçekleşen yılbaşı sofrasında aile reisi herkesin sağlıklı ve başarılı bir yıl geçirmesini temenni eder ve bu arada Kuran-ı Kerim’in arasında bulunan “siftaha paralarını” aile fertleri arasında dağıtır. Daha sonra küçükler, büyüklerin ziyaretine gider. Her bayramda olduğu gibi küs olanlar barışırlar. Akrabalar, tanıdıklar ve komşular arasındaki bu görüşmeler 13 gün devam eder. Bu günler, G.Azerbaycanlı çocuklar açısından daha keyifli olarak yaşanmaktadır.  Çünkü onlar, bu dönemde bir çok hediye ve para toplarlar. Hediyeler arasında boyanmış ve renkli yumurtaları da sayabiliriz. G.Azerbaycan halkı, Nevruz Bayramı’nın 13. gününü uğursuz kabul edip, bu günü evden dışarıda geçirmeye çalışır.
 
Şah İsmail Hatayî, Fuzulî gibi Azerbaycanlı şairlerin, bahar ve Nevruz ile ilgili birçok eseri vardır. G.Azerbaycan’da Nevruz’un simgelerinden biri olan “yasemen” çiçeğine özel önem verilmektedir. Bu çiçek ile ilgili pek çok türkü ve atasözleri vardır. Baharı müjdeleyen bir başka çiçek ise “kar çiçeği” yani, “kardelen”dir.


Yumurtanı göyçük güllü boyardık,  
Çakğışdırıp sınanların soyardık,  
Oynamaktan birce meğer doyardık,  
Ali mene yaşıl aşık vererdi,  
Irza mene Nevruz gülü dererdi.

M.Hüseyin Şehriyar



Perviz Rahimi
22 Mart 2007

No comments:

Post a Comment

Post a Comment

khojaly Genocide, Xocali Soyqirimi, HOCALI KATLİAMI